Aynaya baktığınızda bir omzunuzun diğerinden daha yüksek durduğunu mu fark ettiniz? Ya da bel ağrınız için çektirdiğiniz filmde “skolyozifadesini görüp endişelendiniz mi? Bu kelimeyle ilk karşılaşan çoğu kişinin aklına aynı sorular gelir: “Omurgam eğri mi, bu ilerler mi, ameliyat olmam gerekecek mi?”

Skolyoz sanıldığı kadar korkutucu bir tablo değildir. Omurganın yana doğru eğrilmesi anlamına gelen skolyozun büyük çoğunluğu hafif derecededir ve ameliyata gerek kalmadan, takip ve egzersiz gibi yöntemlerle yönetilir. Pek çok kişi omurgasındaki hafif eğriliğin farkında bile olmadan yıllarca sağlıklı bir yaşam sürer.

Belki de yıllardır bel ağrınıza bir isim arıyorsunuz ve bu kelime ilk kez karşınıza çıktı. Ya da çocuğunuzun duruşundan endişe duyuyor, “geç mi kaldım?” diye kaygılanıyorsunuz. Hangi noktada olursanız olun, doğru bilgi en büyük yardımcınız. Gelin skolyozun belirtilerini, hangi derecede ciddiye alınması gerektiğini ve tedavi seçeneklerini adım adım inceleyelim.

Skolyoz Nedir?

Skolyozu anlamak için önce sağlıklı bir omurganın nasıl durduğunu bilmek gerekir. Arkadan bakıldığında omurga, boyundan bele kadar düz bir hat çizer; omurlar üst üste, düzgün bir sütun gibi dizilir. Yandan bakıldığında ise boyun ve belde hafif içe, sırtta hafif dışa doğru doğal kıvrımlar bulunur. Bu doğal kıvrımlar normaldir ve omurganın yükü dengeli taşımasını sağlar.

Skolyoz, halk arasındaki adıyla omurga eğriliği, işte bu düzenin bozulmasıyla ortaya çıkar. Omurganın arkadan bakıldığında yana doğru, 10 dereceden fazla eğrilmesine skolyoz denir. Buradaki “10 derece” sınırı önemlidir: daha küçük eğrilikler tıbbi olarak skolyoz sayılmaz, yalnızca hafif bir asimetri olarak kabul edilir.

Ancak skolyozla ilgili çoğu kişinin bilmediği kritik bir nokta vardır. Skolyoz yalnızca “yana eğilme” değildir. Eğrilikle birlikte omurlar aynı zamanda kendi ekseni etrafında döner; buna rotasyon denir. Yani omurga hem yana kayar hem de burgu gibi hafifçe kıvrılır. Bu üç boyutlu yapı, skolyozu basit bir duruş bozukluğundan ayıran temel özelliktir ve neden öne eğilince sırtta bir çıkıntı oluştuğunu da açıklar.

Eğriliğin şekline göre skolyoz genellikle “C” harfi biçiminde tek bir eğrilik ya da “S” harfi biçiminde çift eğrilik olarak görülür. Eğrilik omurganın farklı bölgelerinde ortaya çıkabilir: sırt bölgesinde (torakal), bel bölgesinde (lomber) veya ikisinin birleştiği yerde (torakolomber). Bu yazıda özellikle üzerinde duracağımız erişkin skolyozu, en sık bel bölgesinde, yani lomber omurgada görülür.

Skolyoz Neden Olur? Skolyoz Türleri Nelerdir?

Skolyoz tek bir nedene bağlı değildir. Ortaya çıkış biçimine ve zamanına göre farklı türlere ayrılır ve bu ayrım, hem hangi tedavinin uygun olduğunu hem de eğriliğin nasıl seyredeceğini belirler. İşte skolyozun başlıca türleri.

İdiyopatik Skolyoz (Nedeni Bilinmeyen)

Skolyozun en sık görülen türüdür ve genellikle çocukluk ya da ergenlik döneminde ortaya çıkar. “İdiyopatik” kelimesi tıpta “nedeni bilinmeyen” anlamına gelir; nitekim bu tür skolyozun neden geliştiği kesin olarak bilinmemektedir. Genetik yatkınlığın rol oynadığı düşünülmektedir.

En sık görülen alt tipi, 10 ila 18 yaş arasında ortaya çıkan adölesan idiyopatik skolyozdur. Bu dönemde hızlı büyüme atakları eğriliğin ilerlemesine yol açabilir; kız çocuklarında ilerleme riski erkeklere göre belirgin biçimde daha yüksektir. Bu nedenle büyüme çağındaki çocuklarda düzenli takip büyük önem taşır.

Dejeneratif Skolyoz (Erişkin Skolyozu)

Erişkinlerde en sık karşılaşılan skolyoz türüdür ve bu yazımızın asıl odağıdır. Çocukluğunda hiç skolyozu olmayan kişilerde, genellikle 50 yaşından sonra ve sonradan gelişir. Tıp dilinde buna de novo skolyoz, yani “yeni ortaya çıkan skolyoz” da denir.

Nedeni yaşlanmaya bağlı yıpranmadır. Yıllar içinde omurlar arasındaki diskler yükseklik kaybeder, omurgayı arkadan destekleyen faset eklemleri aşınır ve bu yıpranma her iki tarafta eşit olmaz. Bir taraf diğerinden daha fazla çöktüğünde, omurga yavaş yavaş o yöne doğru eğrilmeye başlar. Kemik erimesi (osteoporoz) de bu süreci hızlandırabilir.

Erişkin skolyozunun en önemli özelliği şudur: nadiren tek başına görülür. Aynı yıpranma süreci, omurgada başka sorunları da beraberinde getirir. Bu hastalarda sıklıkla bel kayması (bir omurun alttakinin üzerinden kayması) ve omurilik kanal darlığı (sinirlerin geçtiği kanalın daralması) eşlik eder. Nitekim erişkin skolyozunda hastayı asıl rahatsız eden şey çoğu zaman eğriliğin kendisi değil bu eşlik eden sorunların yaptığı bel ağrısı, bacağa yayılan ağrı ve yürüme güçlüğüdür.

Bu iki sık eşlikçiyi ayrıntılı olarak ele aldığımız “Bel Kayması Nedir? Belirtileri, Dereceleri ve Tedavisi” başlıklı yazımız, erişkin skolyozunun tablosunu anlamanıza yardımcı olabilir.

Bel Kayması Nedir, Tehlikeli mi? Dereceleri, Belirtileri ve Tedavisi

Diğer Skolyoz Türleri

Daha az sıklıkta görülen iki tür daha vardır. Konjenital skolyoz, omurların anne karnındayken düzgün gelişmemesine bağlı, doğuştan gelen bir eğriliktir ve genellikle erken yaşta fark edilir. Nöromusküler skolyoz ise serebral palsi, kas distrofisi veya spinal müsküler atrofi gibi kas ve sinir sistemini etkileyen hastalıklara bağlı olarak gelişir; omurgayı destekleyen kasların zayıflaması eğriliğe yol açar.

Skolyoz Belirtileri Nasıl Anlaşılır?

Skolyoz belirtileri, eğriliğin derecesine, bulunduğu bölgeye ve hastanın yaşına göre büyük farklılıklar gösterir. Önemli bir noktayı baştan belirtelim: hafif dereceli skolyozların çoğu hiçbir belirti vermez. Pek çok kişide eğrilik, başka bir nedenle çekilen filmde tesadüfen fark edilir. Belirtiler ortaya çıktığında ise çocuklarda ve erişkinlerde tamamen farklı biçimlerde kendini gösterir.

Gözle Görülen Belirtiler: Vücuttaki Asimetri

Skolyozun en bilinen belirtileri, vücudun iki yanı arasındaki simetri bozukluğudur. Bu bulgular özellikle çocuk ve ergenlerde, çoğu zaman ailenin dikkatini çeken ilk işaretlerdir:

  1. Omuz seviyelerinde farklılık: Bir omuz diğerinden belirgin biçimde daha yüksek durur.
  2. Kürek kemiği çıkıklığı: Bir kürek kemiği diğerinden daha çıkık ya da daha belirgin görünür.
  3. Kalça asimetrisi: Bir kalça diğerinden daha yüksekte durur; pantolon veya etek bir tarafa doğru kayar.
  4. Bel çukurlarının eşitsizliği: Bel hizasındaki iki yandaki boşluklar birbirinden farklı görünür.
  5. Öne eğilince sırtta çıkıntı: Kişi öne doğru eğildiğinde, sırtın bir tarafında belirgin bir kabarıklık oluşur. Bu bulgu, daha önce anlattığımız omur rotasyonundan (dönmesinden) kaynaklanır ve skolyozun en güvenilir dış işaretlerinden biridir. Nitekim hekimler tanı sırasında bu basit testi (Adams öne eğilme testi) sıklıkla kullanır.

Erişkinlerde Skolyoz Belirtileri

Erişkin skolyozu, çocukluk çağı skolyozundan çok farklı bir tabloyla karşımıza çıkar. Burada ön planda olan şey görüntü değil, ağrı ve fonksiyon kaybıdır. Çünkü erişkinde eğriliğe, omurgadaki yıpranma ve sinir baskısı eşlik eder. En sık görülen belirtiler şunlardır:

Bel ve sırt ağrısı: Genellikle ilk ve en sık şikayettir. Ağrı gün içinde, ayakta durdukça ve yürüdükçe artma eğilimindedir.

Bacağa yayılan ağrı (siyatik): Eğrilik ve yıpranma sinir köklerine baskı yaptığında, ağrı kalçadan bacağa doğru yayılır. Beraberinde uyuşma ve karıncalanma görülebilir.

Kas güçsüzlüğü: Sinir baskısı ilerlediğinde bacaklarda güç kaybı ortaya çıkabilir; hasta ayağını eskisi gibi kaldıramadığını fark eder.

Yürüme mesafesinde kısalma: Skolyoza omurilik kanal darlığı eşlik ettiğinde, yürüdükçe artan, oturup dinlenince geçen bacak ağrısı (nörojenik kladikasyo) tabloya eklenir. Bu, erişkin skolyozunda çok sık rastlanan bir bulgudur.

Gövde dengesizliği ve duruş değişikliği: Vücut öne ya da yana doğru eğik durmaya başlar. Hasta dik duramadığını, yürürken dengesini korumakta zorlandığını ifade eder. İleri durumlarda boyda kısalma fark edilebilir.

Bu belirtilerin çoğu, erişkin skolyozunda eğriliğin kendisinden çok ona eşlik eden bel kayması ve kanal darlığından kaynaklanır. Bu nedenle erişkinde skolyoz saptandığında yalnızca eğrilik derecesine değil sinirlerin durumuna da bakmak gerekir.

Skolyoz Kaç Derece Tehlikeli? Cobb Açısı ve Dereceler

Skolyozun ne kadar ciddi olduğunu belirleyen en önemli ölçüt, eğriliğin derecesidir. Bu derece, röntgen filmi üzerinde Cobb açısı adı verilen bir yöntemle ölçülür. Ölçüm için ayakta çekilen, tüm omurgayı gösteren bir röntgen kullanılır; eğriliğin en üstteki ve en alttaki en eğik omurları belirlenir ve bu iki omurun düzlemleri arasındaki açı hesaplanır. Cobb açısı, hem tanının konmasında hem de tedavi kararının verilmesinde tıbbın altın standardıdır.

Bu ölçüme göre skolyoz genel olarak şu derecelere ayrılır:

10 derecenin altı: Tıbbi olarak skolyoz sayılmaz. Yalnızca hafif bir omurga asimetrisi olarak kabul edilir ve genellikle bir sorun oluşturmaz.

10 ile 20 derece arası (hafif): En sık görülen gruptur. Çoğu zaman belirti vermez. Bu aşamada temel yaklaşım düzenli takip ve egzersizdir; eğriliğin ilerleyip ilerlemediği belirli aralıklarla kontrol edilir.

20 ile 40 derece arası (orta): Bu aralıkta tedavi daha aktif hale gelir. Fizik tedavi ve skolyoza özel egzersiz programları devreye girer. Büyüme çağındaki çocuklarda, eğriliğin ilerlemesini durdurmak amacıyla korse tedavisi önerilebilir.

40-50 derece ve üzeri (ileri): Eğriliğin ilerleme riski ve yaşam kalitesine etkisi arttığı için, bu aşamada cerrahi tedavi bir seçenek olarak değerlendirilir. Karar, yalnızca açıya bakılarak değil, hastanın tüm durumu göz önünde bulundurularak verilir.

Derece tek başına her şeyi belirlemez. Aynı Cobb açısına sahip iki hasta, tamamen farklı seyredebilir. Örneğin 25 derecelik bir eğriliği olan ama şiddetli bacak ağrısı ve yürüme güçlüğü çeken bir erişkin, 45 derecelik eğriliği olan ama hiçbir şikayeti olmayan bir kişiden çok daha acil müdahale gerektirebilir. Özellikle erişkin skolyozunda eğriliğin derecesinden çok, sinir baskısının varlığı ve yaşam kalitesindeki bozulma belirleyicidir. Bu nedenle tedavi kararı verilirken eğrilik derecesinin yanı sıra hastanın yaşı, iskelet olgunluğu (çocuklarda büyümenin ne kadar devam ettiği), eğriliğin ilerleme hızı, belirtilerin şiddeti ve varsa sinir baskısı bulguları birlikte değerlendirilir.

Skolyoz İlerler mi? Kendiliğinden Düzelir mi?

Skolyoz teşhisi alan hemen herkesin sorduğu iki soru vardır: “Bu eğrilik kendiliğinden düzelir mi?” ve “Zamanla daha da kötüye gider mi?” Bu soruların dürüst cevabını vermek önemlidir.

Öncelikle şunu netleştirelim: oluşmuş bir omurga eğriliği kendiliğinden düzelmez. Egzersiz, korse ya da fizik tedavi gibi yöntemlerin amacı eğriliği tamamen ortadan kaldırmak değildir; bu yöntemler eğriliğin ilerlemesini durdurmayı, ağrıyı azaltmayı, duruşu ve kas dengesini iyileştirmeyi hedefler. Bu ayrımı bilmek, gerçekçi bir beklenti kurmak açısından önemlidir. Ancak bu, “yapacak bir şey yok” anlamına asla gelmez. Aksine, doğru takip ve tedaviyle eğriliğin ilerlemesi büyük ölçüde kontrol altına alınabilir.

Peki skolyoz ilerler mi? Bunun cevabı yaşa ve skolyozun türüne göre değişir.

Çocuk ve ergenlerde ilerleme: Büyüme çağındaki çocuklarda skolyoz, özellikle hızlı boy uzaması dönemlerinde ilerleyebilir. Kemik gelişimi tamamlanmadıysa, yani iskelet olgunluğuna ulaşılmadıysa ilerleme riski daha yüksektir. Eğrilik ne kadar erken yaşta başlarsa ve tanı anındaki derece ne kadar büyükse ilerleme olasılığı da o kadar artar. Kız çocuklarında bu risk daha belirgindir.

Erişkinlerde ilerleme: Erişkinlerde tablo farklıdır. Büyüme tamamlandığı için hızlı bir ilerleme beklenmez ancak omurgadaki yıpranma devam ettiği sürece eğrilik yavaş yavaş artabilir. Dejeneratif skolyozda diskler ve eklemler yıpranmaya devam ettikçe omurga zamanla daha da eğilebilir. Kemik erimesi (osteoporoz) bu süreci hızlandıran önemli bir etkendir. Yine de erişkinlerdeki ilerleme genellikle yıllar içinde yavaş bir seyir izler.

İşte bu yüzden skolyozda düzenli takip, tedavinin en az kendisi kadar önemlidir. Takibin amacı, eğriliğin ilerleyip ilerlemediğini erkenden fark etmek ve gerektiğinde müdahale ederek daha ileri bir tabloya geçişi önlemektir. Çocuklarda bu takip büyüme boyunca, erişkinlerde ise belirtilerin seyrine göre planlanır. Erken fark edilen bir ilerleme, çoğu zaman basit önlemlerle durdurulabilir; geç kalınan bir tablo ise daha zorlu tedaviler gerektirebilir.

Skolyoz Tedavisi

Skolyoz tedavisinde tek bir doğru yol yoktur. Tedavi planı; eğriliğin derecesine, hastanın yaşına, iskelet olgunluğuna, belirtilerin şiddetine ve varsa sinir baskısına göre kişiye özel olarak belirlenir. En önemlisi, skolyozlu hastaların büyük çoğunluğunun ameliyata gerek kalmadan tedavi edildiğini bilmektir.

Ameliyatsız (Konservatif) Tedavi

Skolyoz tedavisi hemen her zaman ameliyatsız yöntemlerle başlar ve hastaların büyük bölümünde bu yöntemler yeterli olur.

  1. Düzenli takip ve izlem: Hafif dereceli (10-20 derece) eğriliklerde, özellikle belirti yoksa, tedavi genellikle düzenli aralıklarla kontrol etmekten ibarettir. Amaç, eğriliğin ilerleyip ilerlemediğini erkenden fark etmektir.
  2. Fizik tedavi ve egzersiz: Skolyoza özel egzersiz programları, omurgayı destekleyen kasları güçlendirir, duruşu iyileştirir ve ağrıyı azaltır. Bunların en bilineni, üç boyutlu düzeltme mantığıyla çalışan Schroth yöntemidir. Egzersizlerin kişiye özel planlanması ve düzenli uygulanması, etkinliğin anahtarıdır.
  3. Korse tedavisi: Özellikle büyüme çağındaki çocuklarda, orta dereceli eğriliklerde kullanılır. Korsenin amacı eğriliği düzeltmek değil, büyüme sürerken eğriliğin cerrahi gerektirecek derecelere ilerlemesini engellemektir. Erişkinlerde korse genellikle kısa süreli ağrı kontrolü için tercih edilir.
  4. Ağrı yönetimi ve enjeksiyon: Erişkin skolyozunda tedavinin merkezinde eğrilik değil, ağrı ve sinir baskısı vardır. Bu nedenle ağrı kesici ve iltihap önleyici ilaçlar, yaşam tarzı düzenlemeleri ve gerektiğinde sinire yönelik epidural veya faset enjeksiyonları devreye girer. Bu yaklaşım, hastanın ağrısını kontrol altına alarak egzersize devam edebilmesini sağlar.

Erişkin skolyozunun ameliyatsız tedavisi, çoğu zaman ona eşlik eden kanal darlığının tedavisiyle iç içe geçer. Ameliyatsız yöntemlerin nasıl basamaklı biçimde uygulandığını ayrıntılı ele aldığımız “Belde Kanal Daralması Ameliyatsız Geçer mi? Belirtileri ve Tedavisiyazımızdaki konservatif tedavi yaklaşımı, erişkin skolyozu için de büyük ölçüde yol göstericidir.

Belde Kanal Daralması Ameliyatsız Geçer mi? Belirtileri ve Tedavisi

Cerrahi Tedavi Ne Zaman Gündeme Gelir?

Cerrahi, skolyoz tedavisinde son seçenektir. Ameliyat genellikle şu durumlarda değerlendirilir: eğriliğin ileri dereceye ulaşması (genellikle 40-50 derece üzeri), takipte eğriliğin belirgin biçimde ilerlemesi, sinirlere baskıya bağlı ağrı, uyuşma ve güçsüzlük bulgularının ortaya çıkması ve ameliyatsız yöntemlere rağmen yaşam kalitesini ciddi biçimde bozan ağrının devam etmesi.

Erişkin skolyozunda cerrahinin amacı, çoğu zaman eğriliği kozmetik olarak tam düzeltmek değildir. Öncelik, sinirler üzerindeki baskıyı kaldırmak (dekompresyon) ve omurgayı dengeli, sağlam bir konumda sabitlemektir. Bu sabitleme, vida ve çubuk gibi implantlar kullanılarak yapılan spinal füzyon (omurga stabilizasyonu) ile sağlanır. Günümüzde bu ameliyatlar, dokuya çok daha az zarar veren mikrocerrahi ve minimal invaziv yöntemlerle, uygun hastalarda ise narkoz verilmeden (epidural anestezi ile) gerçekleştirilebilmektedir.

Omurga Stabilizasyonu Nedir? (Spinal Füzyon ve Omurga Eğriliği Tedavisi)

Skolyoz ile Bel Kayması ve Kanal Darlığı İlişkisi

Erişkin skolyozunu diğer omurga sorunlarından ayrı düşünmek çoğu zaman mümkün değildir. Çünkü hepsinin altında yatan neden aynıdır: omurganın yıllar içinde yıpranması. Aynı yıpranma süreci, omurgada birden fazla sorunu aynı anda ortaya çıkarır. Bu nedenle erişkin skolyozu olan hastalarda sıklıkla bel kayması ve omurilik kanal darlığı da birlikte görülür.

Bu üçlü nasıl bir araya gelir? Diskler yükseklik kaybettikçe ve faset eklemleri aşındıkça, omurgayı bir arada tutan yapılar gevşer. Bu gevşeme bir omurun alttakinin üzerinden kaymasına (bel kayması) yol açabilir. Aynı süreçte kalınlaşan bağlar ve oluşan kemik çıkıntıları, sinirlerin geçtiği kanalı daraltır (kanal darlığı). Omurga bu dengesizlikler karşısında yana doğru eğilir ve skolyoz tablosu tamamlanır. Yani üçü, aynı yıpranma zincirinin farklı halkalarıdır.

Bu birliktelik, teşhis açısından önemli bir zorluk yaratır. Çünkü hastanın yaşadığı bel ağrısı, bacağa yayılan ağrı, uyuşma ve yürüme güçlüğü gibi belirtiler, bu üç durumun herhangi birinden ya da hepsinden birden kaynaklanıyor olabilir. İşte bu yüzden erişkin skolyozunda doğru tedavi planı, yalnızca eğriliğin derecesine bakılarak değil, hangi sorunun ne ölçüde belirtiye yol açtığı ayrıntılı biçimde değerlendirilerek yapılır. Bu ayrım ancak muayene ve görüntüleme sonuçlarının birlikte incelenmesiyle netleşir.

Skolyoza sıklıkla eşlik eden bu iki durumu daha yakından tanımak için [Bel Kayması Nedir? Belirtileri, Dereceleri ve Tedavisi → /bel-kaymasi-nedir/] ve [Omurilik Kanal Daralması (Spinal Stenoz): Belirtileri, Nedenleri ve Tedavi Seçenekleri → /omurilik-kanal-daralmasi-spinal-stenoz-belirtileri-nedenleri-ve-tedavi-secenekleri/] yazılarımızı inceleyebilirsiniz.

Uzman Notu

Skolyoz, toplumda düşünülenden daha sık görülen ama çoğu zaman iyi yönetilebilen bir omurga sorunudur. Skolyozun büyük çoğunluğu hafif derecededir ve ameliyata gerek kalmadan düzenli takip, egzersiz ve fizik tedavi gibi ameliyatsız yöntemlerle kontrol altında tutulur. Önemli olan eğriliğin derecesini doğru belirlemek, ilerleyip ilerlemediğini takip etmek ve belirtileri göz ardı etmemektir.

Erişkinlerde görülen skolyoz, çocukluk çağı skolyozundan farklı ele alınmalıdır. Erişkinde asıl sorun çoğu zaman eğriliğin görüntüsü değil, ona eşlik eden bel kayması ve kanal darlığının yaptığı ağrı, uyuşma ve yürüme güçlüğüdür. Bu nedenle tedavi kararı yalnızca Cobb açısının yanı sıra sinirlerin durumuna ve yaşam kalitesindeki bozulmaya göre verilir. Doğru değerlendirme, çoğu zaman gereksiz cerrahiyi önler ve hastaya en uygun yolu gösterir.

Sırtınızda ya da belinizde bir eğrilik fark ettiyseniz, filminizde skolyoz tespit edildiyse veya bel ağrınıza bacağa yayılan ağrı ve yürüme güçlüğü eşlik ediyorsa, durumunuzu netleştirmek için mevcut röntgen ve MR sonuçlarınızla birlikte randevu ve iletişim sayfamız üzerinden bize ulaşabilirsiniz. Şikayetlerinizi birlikte değerlendirerek size en uygun tedavi yolunu belirleyelim.

Merak Ettikleriniz

Skolyoz nedir?

Omurganın yana doğru, 10 dereceden fazla eğrilmesidir. Sadece yana eğilme değil, aynı zamanda omurların kendi ekseninde dönmesi (rotasyon) da eşlik eder.

Skolyoz belirtileri nelerdir?

Omuz ve kalça seviyelerinde asimetri, bir kürek kemiğinin daha çıkık olması, duruş bozukluğu, bel-sırt ağrısı. Erişkinlerde ayrıca bacağa yayılan ağrı, uyuşma ve yürüme mesafesinde kısalma görülür.

Skolyoz kaç derece tehlikeli / dereceleri nelerdir?

Eğrilik Cobb açısıyla ölçülür. 10-20 derece hafif (izlem), 20-40 derece orta (egzersiz, korse), 40-50 derece ve üzeri ileri (cerrahi değerlendirilir).

Erişkin skolyozu (dejeneratif skolyoz) nedir?

Yaşlanmaya bağlı olarak, çocuklukta skolyozu olmayan kişilerde sonradan gelişen omurga eğriliğidir. Disklerin ve eklemlerin yıpranmasıyla ortaya çıkar, sıklıkla bel ağrısı ve bacak ağrısı yapar.

Skolyoz ilerler mi, kendiliğinden düzelir mi?

Eğrilik kendiliğinden düzelmez. Çocuklarda büyüme döneminde ilerleyebilir; erişkinlerde ise yıpranmayla birlikte yavaş ilerleyebilir. Bu yüzden düzenli takip önemlidir.

Skolyoz hangi doktora gidilir?

Omurga eğriliği ve buna bağlı sinir baskısı söz konusu olduğunda beyin ve sinir cerrahisi (omurga cerrahisi) değerlendirmesi yapılır.

 

*Bu içerik yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesinin yerini tutmaz. Kesin tanı ve tedavi için lütfen bir uzmana başvurun.

Profile Picture
Op. Dr. Onur KULAKSIZOĞLU Online
×
Merhaba,
Size nasıl yardımcı olabilirim?